1Forum.US  

Go Back   1Forum.US > Kültür ve Eğitim > İslam ve İnsan > Hz. Muhammed (S.A.V.)
Sosyal Gruplar Oyun Dünyası Yasaklılar Listesi Etiketler Arşiv Rss


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 12/12/09, 11:28 AM   #1 (permalink)
dincikominist
Standart HastaliĞindan İmani aci gÖren mÜslÜmanlar

Allahü teâlâ sizi kerim olan babalarınızın yolundan ayırmasın. Onların en üstünü olan birincisine ve geri kalanların hepsine bizden duâlar ve selâmlar olsun! Allahü teâlânın var olduğu ve bir olduğu hattâ Muhammed aleyhisselâmın Onun resûlü olduğu ve hattâ onun getirdiği her emrin ve haberlerin doğru olduğu güneş gibi meydandadır. Düşünmeye isbât etmeye hiç lüzûm yoktur. Kalbin bunlara inanması için kalbin bozuk olmaması mânevi hastalığı bulunmaması lâzımdır. Kalb hasta ve bozuk olunca kalbin inanması için akıl ile düşünmek incelemek lâzım olur. Kalb hastalıktan kurtulur basîretten yâni kalb gözünden mânevi perde kalkarsa bunlara seve seve inanır. Meselâ safrası bozuk kimse şekerin tadını duymuyor. Şekerin tatlı olduğunu ona anlatmak isbât etmek lâzım olur. Fakat safra hastalıktan kurtulunca isbât etmeye lüzûm kalmaz. Hastalıktan dolayı isbât etmek lâzım olması şekerin tatlılığına bir kusur vermez. Şaşı olan bir şeyi iki görür ve iki kişi var sanır. Şaşıdaki göz hastalığı karşısındaki bir şeyin iki olmasını Îcap ettirmez. O iki gördüğü hâlde görünen yine birdir. Bunun bir olduğunu isbât etmek çok zordur. [Doppelsehen denilen göz hastalığı olanlara ahvel denir.] [Müslüman olmak için yalnız kalbin îman etmesi inanması lâzımdır. Fakat her müslümanın kalbine dahilî düşmanı olan nefsinden ve hâricî düşmanları olan şeytanlardan ve kötü arkadaşlardan hastalık gelmektedir. Nefis yaratılışta şeriate düşmandır. Kalbin hasta olması şeriatin emirlerinin tadını duymamak yasak ettiklerinden zevk almaktır. Bu yasaklara dünya denildiği yüzdoksanyedinci mektûbda yazılıdır. Dünyaya düşkün olmak kalbdeki îmanı zayıflatmaktadır. Bir kimse nefslerinin esîri olan gâfil insanların sohbetlerinden sözlerinden yazılarından kitaplarından radyolarından televizyonlarından uzaklaşırsa ve nefsi tezkiye olursa bu dahilî ve hâricî düşmanlardan kalbe hastalık gelmez. Mevcut hastalık da tasfiye edilince kalb hakîkî îmana kavuşur. Nefsin cibillî hastalığından tezkiyesi ve kalbin tasfiyesi mürşid-i kâmilin sohbetinde bulunmakla kitaplarını okumakla ve şeriate uymakla nasip olur. Üçyüzonüçüncü mektûba bakınız! Mürşid-i kâmil bütün sözleri bütün işleri şeriate uygun olan Ehl-i sünnet âlimi demektir. Şeriati iyi bilmesi derin âlim olması lâzımdır.]
Din bilgilerini akıl ile isbât ederek inandırmak kolay değildir. Yakînî vicdânî bir îman elde etmek için isbât yoluna gitmektense kalbi hastalıktan kurtarmak lâzımdır. Nitekim safra hastasını şekerin tatlı olduğuna inandırmak için isbât etmeye kalkışmaktansa onu hastalıktan kurtarmak lâzımdır. Şekerin tatlı olduğu ne kadar isbât edilirse edilsin yakîn hâsıl edemez. Çünkü şeker ağzına acı gelmekte vicdânı acı olduğunu bilmektedir.
[Seyyid Abdülhakîm buyurdu ki: (Müdrike) yâni bir şeyi anlamak kuvveti üçtür: Üçünün de doğru anlıyabilmeleri için bulundukları uzvların hasta olmamaları lâzımdır. Birincisi görünen his organlarındaki kuvvetler olup görme işitme koklama gıdânın lezzetini alma ve sıcaklık sertlik anlama. Bu kuvvetler insanda bulunduğu gibi hayvanlarda da vardır. Bu kuvvetler olmasaydı insanlar taş gibi odun gibi olurdu.
İkincisi akıl kuvvetleri olup hiss-i müşterek hâfıza vâhime mütesarrıfa ve hazânet-ül-hayâl denilen görünmiyen beş his organındaki kuvvetlerdir. Bu kuvvetler insanların dimâgında [beyninde] bulunur. Hayvanlarda yoktur. Bir şeyin varlığını bu kuvvetler güvenilen bir haberi işitmekle veya tecrîbe ile yâhut hesap ile anlar. İyiyi fenadan faydalıyı zararlıdan ayırırlar. Fen bilgileri hesap bu kuvvetlerle yapılır.
Üçüncüsü kalb kuvveti olup müslümanların havâssına yâni yüksek olan seçilmiş kimselere mahsûstur. Mânevi kuvvet ile anlaşılan din bilgileri akıl ve his kuvvetleri ile anlaşılamaz. Akıl kuvvetleri ile anlaşılan şeyleri insan hayvanların en üstünü olan ata senelerce uğraşsa anlatamaz. Bunun gibi kalb kuvvetleri ile anlaşılan din bilgileri meselâ marifetullahı bu seçilmişler başka insanlara senelerce söylese onlar anlıyamaz. Bunlardan daha yüksek seçilmişlerin seçilmişleri vardır. Bunlardan da daha üstün Nebîler Nebîlerden daha üstün Resûller bunlardan da üstün Ülül'azm dereceleri vardır. Bunların üstünde de Kelîmiyyet Ruhiyyet Hullet ve nihâyet Mahbûbiyyet mertebeleri vardır ki bu en üstün derece Muhammed aleyhisselâma mahsûstur. Kalb [gönül] denilen kuvvet yürek dediğimiz et parçasında bulunur. Elektriğin ampulde miknâtisin elektrik tellerinin makarasında hâsıl olması gibidir.
İnsanlarda bulunan nefs-i emmâre din bilgilerine inanmamakta tabî'ati yaratılışı islâmiyete uymamaktadır. [Bunun için şeriate uymak nefse acı gelmekte ona uymak istememektedir. Kalb ise yaratılışında temizdir sâlimdir. Fakat nefsin şeriate uymak istememesi hastalığı kalbe sirâyet ederek kalb de şeriate uymak istemiyor. Şeriate inanıyor ise de uyması acı geliyor.] İslâmiyetin doğruluğunu isbât için ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın hasta kalbde buna yakîn hâsıl olması çok güç olur. [Kalbde yakîn hâsıl olması için dahilden ve hâricden hastalık gelmemesi gelmiş olanın da tasfiyesi lâzımdır. Bunun için nefsi tezkiye etmekten yâni cibillî olan inkâr hastalığından ve kalbi şeytandan ve fena arkadaştan kurtarmaktan başka çâre yoktur. Nefsi tezkiye şeriate uymakla sonra zikir ile sonra bir Velînin sohbeti ile sonra râbıtası ile sonra hayat hikâyesini okumakla olur. Mektep meslek arkadaşı öğretmen gazete televizyon radyo islâmiyete ahlâka muhâlif ise bunların fena arkadaş oldukları anlaşılır. Kalb bu üç düşmanın şerrinden hücûmundan kurtulunca haramları sevmek hastalığından kurtulur. Allah sevgisi kendiliğinden yerleşir. Suyu boşalan şişeye havânın dolması gibi olur.]Veşşemsi sûresi dokuzuncu âyetinde meâlen (Nefsini tezkiye eden kurtuldu. Nefsini günahta cehâlette dalâlette bırakan ziyân etti) buyuruldu.
[(Mevâkib tefsîri)nde diyor ki (Nefis tezkiye edilince kalb tasfiye bulur. Yâni nefis kötü isteklerden kurtarılınca kalbin mahlûklara bağlılığı kalmaz. Fârisî beyt tercümesi:
Haramları istemekten kesilmedikçe nefis
kalb ilâhî nûrlara ayna olamaz hiç!
Nefsin kötülükleri pislikleri demek islâmiyetin beğenmediği haram ettiği şeyler demektir). Şimdi bazıları Allahü teâlânın fena dediği yasak ettiği şeylere moda asrîlik ilericilik diyor. Allahü teâlânın beğendiği emrettiği şeylere gericilik câhillik diyor. Haram işleyenlere sanatkâr aydın ilerici insan müslümanlara mürtecî yobaz gerici diyenler oluyor. Bunlara aldanmamalı. Dîni Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından öğrenmelidir.]
Görülüyor ki bu açık parlak islâmiyete ve temiz doğru yola inanmıyan kimsenin kalbi şekerin tadını
HASTALIĞINDAN İMANI ACI GÖREN MÜSLÜMANLAR
anlıyamıyan safralı gibi hastadır. Fârisî mısra' tercümesi:
Bir kimse kör ise güneşin suçu ne?
Seyr ve sülûktan [yâni tasavvuf yolunda ilerlemekten] maksat nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye etmektir. Yâni nefsi ve kalbi hastalıklardan kurtarmaktır. Bekara sûresinde (Kalblerinde hastalık vardır) meâlindeki dokuzuncu âyet-i kerimede bildirilen hastalık tedâvî edilmedikçe hakîkî îman ele geçmez. Bu âfetler var iken akıl yolu ile kalbde hâsıl olan îman îmanın sûretidir. Çünkü nefis bu îmanın tersini istemekte küfründe inat ve isrâr etmektedir. Böyle îman safra hastasının şekerin tatlı olduğuna îman etmesi gibidir. Herne kadar inandım dese de vicdânı şekeri acı bilmektedir. Safrası düzeldikten sonra şekerin tatlı olduğuna hakîkî îman hâsıl olur. Îmanın hakîkati de nefsin tezkiyesinden ve kalbin itmînânından sonra kalbde hâsıl olur. [İtmînân hakîkî inanmak demektir.] İşte böyle hakîkî îman yalnız Evliyâda bulunur ve elden gitmez. Yûnüs sûresinde (Biliniz ki Allahü teâlânın Evliyâsı için azâb korkusu nîmetlere kavuşmamak üzüntüsü yoktur!) meâlindeki altmışikinci âyet-i kerimedeki müjde böyle îman sahipleri içindir. Allahü teâlâ hepimizi bu kâmil hakîkî îmanla şereflendirsin! Âmîn.

Allahü teâlâ sizi kerim olan babalarınızın yolundan ayırmasın. Onların en üstünü olan birincisine ve geri kalanların hepsine bizden duâlar ve selâmlar olsun! Allahü teâlânın var olduğu ve bir olduğu hattâ Muhammed aleyhisselâmın Onun resûlü olduğu ve hattâ onun getirdiği her emrin ve haberlerin doğru olduğu güneş gibi meydandadır. Düşünmeye isbât etmeye hiç lüzûm yoktur. Kalbin bunlara inanması için kalbin bozuk olmaması mânevi hastalığı bulunmaması lâzımdır. Kalb hasta ve bozuk olunca kalbin inanması için akıl ile düşünmek incelemek lâzım olur. Kalb hastalıktan kurtulur basîretten yâni kalb gözünden mânevi perde kalkarsa bunlara seve seve inanır. Meselâ safrası bozuk kimse şekerin tadını duymuyor. Şekerin tatlı olduğunu ona anlatmak isbât etmek lâzım olur. Fakat safra hastalıktan kurtulunca isbât etmeye lüzûm kalmaz. Hastalıktan dolayı isbât etmek lâzım olması şekerin tatlılığına bir kusur vermez. Şaşı olan bir şeyi iki görür ve iki kişi var sanır. Şaşıdaki göz hastalığı karşısındaki bir şeyin iki olmasını Îcap ettirmez. O iki gördüğü hâlde görünen yine birdir. Bunun bir olduğunu isbât etmek çok zordur. [Doppelsehen denilen göz hastalığı olanlara ahvel denir.] [Müslüman olmak için yalnız kalbin îman etmesi inanması lâzımdır. Fakat her müslümanın kalbine dahilî düşmanı olan nefsinden ve hâricî düşmanları olan şeytanlardan ve kötü arkadaşlardan hastalık gelmektedir. Nefis yaratılışta şeriate düşmandır. Kalbin hasta olması şeriatin emirlerinin tadını duymamak yasak ettiklerinden zevk almaktır. Bu yasaklara dünya denildiği yüzdoksanyedinci mektûbda yazılıdır. Dünyaya düşkün olmak kalbdeki îmanı zayıflatmaktadır. Bir kimse nefslerinin esîri olan gâfil insanların sohbetlerinden sözlerinden yazılarından kitaplarından radyolarından televizyonlarından uzaklaşırsa ve nefsi tezkiye olursa bu dahilî ve hâricî düşmanlardan kalbe hastalık gelmez. Mevcut hastalık da tasfiye edilince kalb hakîkî îmana kavuşur. Nefsin cibillî hastalığından tezkiyesi ve kalbin tasfiyesi mürşid-i kâmilin sohbetinde bulunmakla kitaplarını okumakla ve şeriate uymakla nasip olur. Üçyüzonüçüncü mektûba bakınız! Mürşid-i kâmil bütün sözleri bütün işleri şeriate uygun olan Ehl-i sünnet âlimi demektir. Şeriati iyi bilmesi derin âlim olması lâzımdır.]
Din bilgilerini akıl ile isbât ederek inandırmak kolay değildir. Yakînî vicdânî bir îman elde etmek için isbât yoluna gitmektense kalbi hastalıktan kurtarmak lâzımdır. Nitekim safra hastasını şekerin tatlı olduğuna inandırmak için isbât etmeye kalkışmaktansa onu hastalıktan kurtarmak lâzımdır. Şekerin tatlı olduğu ne kadar isbât edilirse edilsin yakîn hâsıl edemez. Çünkü şeker ağzına acı gelmekte vicdânı acı olduğunu bilmektedir.
[Seyyid Abdülhakîm buyurdu ki: (Müdrike) yâni bir şeyi anlamak kuvveti üçtür: Üçünün de doğru anlıyabilmeleri için bulundukları uzvların hasta olmamaları lâzımdır. Birincisi görünen his organlarındaki kuvvetler olup görme işitme koklama gıdânın lezzetini alma ve sıcaklık sertlik anlama. Bu kuvvetler insanda bulunduğu gibi hayvanlarda da vardır. Bu kuvvetler olmasaydı insanlar taş gibi odun gibi olurdu.
İkincisi akıl kuvvetleri olup hiss-i müşterek hâfıza vâhime mütesarrıfa ve hazânet-ül-hayâl denilen görünmiyen beş his organındaki kuvvetlerdir. Bu kuvvetler insanların dimâgında [beyninde] bulunur. Hayvanlarda yoktur. Bir şeyin varlığını bu kuvvetler güvenilen bir haberi işitmekle veya tecrîbe ile yâhut hesap ile anlar. İyiyi fenadan faydalıyı zararlıdan ayırırlar. Fen bilgileri hesap bu kuvvetlerle yapılır.
Üçüncüsü kalb kuvveti olup müslümanların havâssına yâni yüksek olan seçilmiş kimselere mahsûstur. Mânevi kuvvet ile anlaşılan din bilgileri akıl ve his kuvvetleri ile anlaşılamaz. Akıl kuvvetleri ile anlaşılan şeyleri insan hayvanların en üstünü olan ata senelerce uğraşsa anlatamaz. Bunun gibi kalb kuvvetleri ile anlaşılan din bilgileri meselâ marifetullahı bu seçilmişler başka insanlara senelerce söylese onlar anlıyamaz. Bunlardan daha yüksek seçilmişlerin seçilmişleri vardır. Bunlardan da daha üstün Nebîler Nebîlerden daha üstün Resûller bunlardan da üstün Ülül'azm dereceleri vardır. Bunların üstünde de Kelîmiyyet Ruhiyyet Hullet ve nihâyet Mahbûbiyyet mertebeleri vardır ki bu en üstün derece Muhammed aleyhisselâma mahsûstur. Kalb [gönül] denilen kuvvet yürek dediğimiz et parçasında bulunur. Elektriğin ampulde miknâtisin elektrik tellerinin makarasında hâsıl olması gibidir.
İnsanlarda bulunan nefs-i emmâre din bilgilerine inanmamakta tabî'ati yaratılışı islâmiyete uymamaktadır. [Bunun için şeriate uymak nefse acı gelmekte ona uymak istememektedir. Kalb ise yaratılışında temizdir sâlimdir. Fakat nefsin şeriate uymak istememesi hastalığı kalbe sirâyet ederek kalb de şeriate uymak istemiyor. Şeriate inanıyor ise de uyması acı geliyor.] İslâmiyetin doğruluğunu isbât için ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın hasta kalbde buna yakîn hâsıl olması çok güç olur. [Kalbde yakîn hâsıl olması için dahilden ve hâricden hastalık gelmemesi gelmiş olanın da tasfiyesi lâzımdır. Bunun için nefsi tezkiye etmekten yâni cibillî olan inkâr hastalığından ve kalbi şeytandan ve fena arkadaştan kurtarmaktan başka çâre yoktur. Nefsi tezkiye şeriate uymakla sonra zikir ile sonra bir Velînin sohbeti ile sonra râbıtası ile sonra hayat hikâyesini okumakla olur. Mektep meslek arkadaşı öğretmen gazete televizyon radyo islâmiyete ahlâka muhâlif ise bunların fena arkadaş oldukları anlaşılır. Kalb bu üç düşmanın şerrinden hücûmundan kurtulunca haramları sevmek hastalığından kurtulur. Allah sevgisi kendiliğinden yerleşir. Suyu boşalan şişeye havânın dolması gibi olur.]Veşşemsi sûresi dokuzuncu âyetinde meâlen (Nefsini tezkiye eden kurtuldu. Nefsini günahta cehâlette dalâlette bırakan ziyân etti) buyuruldu.
[(Mevâkib tefsîri)nde diyor ki (Nefis tezkiye edilince kalb tasfiye bulur. Yâni nefis kötü isteklerden kurtarılınca kalbin mahlûklara bağlılığı kalmaz. Fârisî beyt tercümesi:
Haramları istemekten kesilmedikçe nefis
kalb ilâhî nûrlara ayna olamaz hiç!
Nefsin kötülükleri pislikleri demek islâmiyetin beğenmediği haram ettiği şeyler demektir). Şimdi bazıları Allahü teâlânın fena dediği yasak ettiği şeylere moda asrîlik ilericilik diyor. Allahü teâlânın beğendiği emrettiği şeylere gericilik câhillik diyor. Haram işleyenlere sanatkâr aydın ilerici insan müslümanlara mürtecî yobaz gerici diyenler oluyor. Bunlara aldanmamalı. Dîni Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından öğrenmelidir.]
Görülüyor ki bu açık parlak islâmiyete ve temiz doğru yola inanmıyan kimsenin kalbi şekerin tadını

anlıyamıyan safralı gibi hastadır. Fârisî mısra' tercümesi:
Bir kimse kör ise güneşin suçu ne?
Seyr ve sülûktan [yâni tasavvuf yolunda ilerlemekten] maksat nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye etmektir. Yâni nefsi ve kalbi hastalıklardan kurtarmaktır. Bekara sûresinde (Kalblerinde hastalık vardır) meâlindeki dokuzuncu âyet-i kerimede bildirilen hastalık tedâvî edilmedikçe hakîkî îman ele geçmez. Bu âfetler var iken akıl yolu ile kalbde hâsıl olan îman îmanın sûretidir. Çünkü nefis bu îmanın tersini istemekte küfründe inat ve isrâr etmektedir. Böyle îman safra hastasının şekerin tatlı olduğuna îman etmesi gibidir. Herne kadar inandım dese de vicdânı şekeri acı bilmektedir. Safrası düzeldikten sonra şekerin tatlı olduğuna hakîkî îman hâsıl olur. Îmanın hakîkati de nefsin tezkiyesinden ve kalbin itmînânından sonra kalbde hâsıl olur. [İtmînân hakîkî inanmak demektir.] İşte böyle hakîkî îman yalnız Evliyâda bulunur ve elden gitmez. Yûnüs sûresinde (Biliniz ki Allahü teâlânın Evliyâsı için azâb korkusu nîmetlere kavuşmamak üzüntüsü yoktur!) meâlindeki altmışikinci âyet-i kerimedeki müjde böyle îman sahipleri içindir. Allahü teâlâ hepimizi bu kâmil hakîkî îmanla şereflendirsin! Âmîn.


_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
Sitemizde yönetici olarak bizlerle çalışmak isterseniz BU KONUYU okumalısınız.
dincikominist isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Reklam Alanı
Yeni Konu aç  Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
-------------------------------------------------------------


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rüyada Namaz kılmak görmek rüya yorumu DangerouS_GirL Rüyalar ve Rüya Tabirleri 2 12/12/09 20:21 PM
Rüyada Altın Görmek kont_dracula abcç rüya tabirleri 0 27/07/08 19:04 PM
Rüyada El görmek ShotKiLLa Rüyalar ve Rüya Tabirleri 0 20/04/08 18:59 PM
rüyada deniz görmek rüya yorumu efflatun Rüyalar ve Rüya Tabirleri 0 01/03/08 21:06 PM
A!dan Z'ye Rüya Tabirleri... sempatik_17 Rüyalar ve Rüya Tabirleri 7 11/03/07 03:57 AM

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:18 PM.

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

3 4 5 9 11 12 13 14 15 18 22 24 25 27 28 29 30 31 33 34 35 36 38 39 40 42 43 44 45 46 51 52 54 55 57 59 61 62 68 69 70 71 75 76 81 82 88 91 95 96 99 100 101 104 109 120 121 128 131 132 135 136 139 142 147 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 251 252 253 254 255 259 277 279 280 281 283 285 286 287 288 289 290 291 292 293 295 296 303 304 306 307 308 309 310 311 312 313 314 319 321 322 323 325 327 328 329 330 331 332 334 338 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 351 355 358 359 360 362 364 365 366 367 371 377 378 379 380 381 382 383 384 385 411 412 417 419 420 421 422 423 426 432 434 439 440 441 442 444 449 481 497 501 502 505 518 519 520 521 523 524 526 533 537 539 541 545 546 548 549 550 551 552 555 556 557 559 560 561 562 563 565 566 569 571 574 580 581 582 583 584 585 586 589 590 591 593 595 596 597 598 599 600 601 604 605 606 607 608 609 610 611 612 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 635 636 637 638 639 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 672 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806